onun için şizofren olmaya değerdi
Onun için şizofren olmaya değerdi…
Bir avuç kıymetli elmas gibi , yaşananları unutmamak için her gece kendi kendime yas tuttum, bir taraftan yaşamaya çalışırken …hayallerimde zikrederken, uykuya dalmama engel olan içimdeki acıyı serinletmeye çalıştım. O her gece gelirdi. Hayalleri yetmiyordu ama, onun için şizofren olmaya değerdi.
Bazen öyle olurdu ki beynime hükmeden duygularımın verdiği emirler tüm bedenimi acıtırdı.
İçimdeki acıyı atmak için en çok geceleri, yanıma yüzünü alıp sokağa çıkardım.
O gece dışarı çıkıp limon bahçesine doğru koştum. Halbuki bu koca şehirde tek bir limon bahçesi yoktu. Artık içimdeki yarayı tamir etmem gerekiyordu, ama hep unutulamayan hayaller baş rol oynadı. Yinede …. onun için şizofren olmaya değerdi. Yaşadıklarımdan tanrının haberi olmadığına artık emindim. Eğer görseydi, içimden bir kelebek havalanacaktı. Ama hiç olmadı .
Güneşten milyarlarca ışık yılı uzakta geçirdim karanlık günlerimi. En cansız ışığı da olsa gökyüzünde bakınca gördüğüm belli belirsiz, bir umut yıldızına dönüşmesi için çok uğraştım, ama o da olmadı.
Kışın yuvasını terk edemeyen kanadı donmuş bir kuş yavrusunun umutsuzca yazın gelmesini beklediği gibi bekledim, ama o yaz da hiç gelmedi. Kendini avcı zanneden birinin gelip öldüreceği serseri bir yaşantının merkezinde dolandım durdum … keşfedilmeyi bekleyen bir kağıt olmuştum , üzerime dolma kalemin kan kusmasıyla uçabilirdim… kim bilir… tabiatın hiç beklemediği anda , toprağa yeniden hayat veren, yaşama aşina olan tat ve tuzdu birazda şekerden ibaretti.. ama bana şifa veremedi..
Hiç bitmeyeceğini sandığım gerçekler meğersem anlık rüyalardan ibaretmiş .. ve ben uyandım.. keşke kör olsaydım ve gerçeğim karanlıkta bir rüya olsaydı.
Bir gün arabama atlayıp şu küçük görünen yüreğin beni götüreceği yere gitmek istedim ama onu da ben yapamadım.
Şimdi o kaçışlara hayıflanmanın bir anlamı olmasa da ….. onun için şizofren olmaya değerdi
beynimin yüksek voltajlı odaları
Kimsesiz cümleler buluyorsun…sessiz..kırılgan aynalara emanet ediyorsun akıl sağlığını..yargılıyorsun kendini..düşlerini..cümlen sonlanmasın başka ruhlarda başkalara yönelsin diye karaladığın üç noktaları yargılıyorsun..içinden geçenleri anlatıyorsun..yalana batmış aklını derinlerden kurtarmaya çalışıyorsun..yargılıyorum şimdi seni..kendimi..dünyayı..tüm Samanyolu gezegenini..
kalkıyorsun erkenden yine geç kalıyorsun her şeye..beni düşünüyorsun..düşündüğünü düşünüyorum..sanat adına bilimsel makaleler yazıyorum not defterime..kitabımın kapağını çiziyorum avuçlarıma .. yıkıyorum .. ertesi sabaha yeni bir kapak daha..
dışarıya çıkıyorum..botlarımı silmiyorum..tozlu pantolonumu silkelemiyorum..parfüm kullanmıyorum..tarakları çöpe attım..diş fırçam kan kırmızısı..pislik içindeyim..pislik içindesin…
sarılıyorum..kemiklerini hissediyorum..kemiklerimi hissediyorsun..saçlarımı okşuyorsun..bukleler elinde kalıyor..üzülme diyorum..üzülmüyorsun..
ağlıyorsun..yanaklarına dokunuyorum..derin kalkıyor..üzülme diyorsun..üzülmüyorum…
not defterimi açıyorum..kısa birkaç not yazıyorum sanat adına..kapatıyorum..kitabımın kapağını çiziyorum dudaklarıma..öpüyorsun..eksiliyor kitabım..
ayağa kalkıyorsun..elini tutuyorum..olumsuz şeyler geçiyor aklımdan..durduramıyorum dilimi..konuşuyorum..sövüyorum..olmayan kapıyı kapatıp gidiyorsun..kendi kafanda yarattığın kapının gıcırtısı kulaklarımı havaya dikiyor bir tavşan gibi…
bizi yalnız bırakıyorsun..farkındasın..mutlusun..sokakları terk edebilmenin mutluluğunu yaşıyorsun..ben sokaklardayım..yapışkan..beynimin yüksek voltajlı sokaklarındayım her saniye..çıkamıyorum..istiyorum..izin vermiyorlar..sen kurtuldun..TV’lerden izledin insan ilişkilerini öğrendin tüm sırları..benim odamda TV yok..radyo yok..dergi..gazete yok..kendimle vakit geçiriyorum.. ve yeterince sır biliyorum..istersen seninle de paylaşabilirim..dengesiz ruh hallerini askılıklara düzenli bir şekilde astım..her birinin boyunları kırık..acımasızım onlara karşı..ama istediğim de herhangi birini burun deliklerimden içeri bırakabiliyorum boş kafatasıma..mutlu..mutsuz..kırılgan..yapmacık..gereksiz..gerekli..bir sürü..
dedim ya kitabımın kapağını çiziyorum her sabah avuçlarıma..dudaklarıma..tenime..sırtıma..gözlerime..her defasında siliniyor..devamını getiremediğim cümlelerim gibi..devamını getiremediğim aşklarım gibi..devamını getiremediğim infazlarım gibi..devamını getiremediğim intihar oyunlarım gibi..
şu an kollarımı kesiyorum..ihanet ettiler bana..gözlerimi kestiğim gibi kollarımı da kesiyorum..kalbimi merak ediyor musun..yolda karşılaştığım bir organ mafyasına verdim..iyi para verdiler..karnımı doyurdum..tırnaklarımı kesmek için tırnak makinesi aldım..kitabımı tamamlayabilmek için ucuzundan birkaç tomar kağıt aldım..siyah kurşun kalem aldım bir de…arta kalanını ne çocuk esirgeme kurumuna ne de herhangi bir vakıfa bağışladım..bir dilenciyi soyması için bir tinerciye verdim..bir şarapçıya verdim bir tinerciyi soyması için..bir adama verdim beni vurması için..ama hepsi beceriksiz çıktı..sadece tinerci dilenciyi soyabildi..parasıyla yeni düşler satın aldı..şimdi onun sokağındayım..
sen nerdesin..saçlarım hala sende mi..ya kitabımın kapağı ?